CULPA IN CONTRAHENDO SORUMLULUĞU (SÖZLEŞME ÖNCESİ SORUMLULUK)

TC
ATILIM ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
 ÖZEL HUKUK A. B. D. BAŞKANLIĞI
TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

CULPA IN CONTRAHENDO SORUMLULUĞU (SÖZLEŞME ÖNCESİ SORUMLULUK)

DANIŞMAN: Yrd. Doç. Dr. MEHMET İSTEMİ
HAZIRLAYAN: ÖZLEM BORA
ANKARA 2018

KISALTMALAR

AD           : Adalet Dergisi

AÜEHFD : Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi

Art            : Artikel

Aufl         : Auflage

AÜHFD    : Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

Bd            : Band

BGB         : Bürgerliches Gesetzbuch

BGE         : Entscheidungen des Schweizerischen Bundesgerichts

BGHZ       : Entscheidungen des Bundesgerichtshofes in Zivilsachen

Bkz.         : Bakınız

C.             : Cilt

dn             : Dipnot

E.              : Esas

f               : Fıkra

İK             : İş Kanunu

İÜHFM     : İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası

HD           : Hukuk Dairesi

HGK        : Hukuk Genel Kurulu

K.             : Karar

md            : Madde

Nr             : Nummer

tdk            : Türk Dil Kurumu

TMK         : Türk Medeni Kanun

s.              : Sayfa

sa             : Sayı

RG           : Resmi Gazete

TAAD      : Türkiye Adalet Akademisi Dergisi

TBK         : Türk Borçlar Kanunu

vd             : Ve devamı

www        : World Wide Web

Yarg.        : Yargıtay

YKD        : Yargıtay Kararları Dergisi

GİRİŞ

Sözleşme özgürlüğü, sözleşmenin kurulması ve koşullarının belirlenmesinde şahısların hür iradeleriyle karar verme serbestisidir[1]. Bu bağlamda kural olarak bir şahıs dilediği tarafla dilediği konuda sözleşme yapma serbestisi içinde olduğu gibi, istemediği sözleşmeyi de yapmaya zorlanamaz[2].

Taraflar sözleşme yapıp yapmama, sözleşmenin içeriğini ve tipini belirleme ile sözleşmeye son verme özgürlüğüne sahiptirler. Hiç kuşkusuz sözleşme hukukunun yapı taşı olan sözleşme özgürlüğü, hakkaniyet kurallarına uygun ve meşru zeminde kullanılmalıdır[3].

Alman Hukukunda sözleşme özgürlüğü Alman Anayasası’nın ”kişiliğin serbestçe geliştirilmesi” hakkına ilişkin 2. maddesinde düzenlenmiştir[4]. Türk Hukukunda ise sözleşme özgürlüğü, temel hak ve özgürlüklerden sayılmış olup, “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.” şeklindeki Anayasanın 48. maddesi ile ifade edilmiştir.

Anayasa’nın 48. maddesinde düzenlenen sözleşme özgürlüğü ilkesinin Anayasa’nın gerekçesinde de belirtildiği üzere ancak kamu yararıyla sınırlandırılabileceğini ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 26. maddesine göre de tarafların bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebileceğini görmekteyiz. Yine, Türk Borçlar Kanunu 27. maddesine göre “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.” şeklindeki düzenleme ile de sözleşme özgürlüğünün sınırları çizilmiştir. Her şeyden önce sözleşme tarafları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. madde kapsamında iyi niyet ve dürüstlük kuralları çerçevesinde hareket etmek zorundadırlar. Sözleşme görüşmelerinin başlamasıyla taraflar arasında yanlış bilgi vermeme, karşı tarafça bilinmesi gereken konuları açıklama, sözleşmenin konusunu oluşturacak malı koruma gibi yükümlülükler başlar[5]. Kısaca; TMK 2. maddesinden kaynaklanan sorumluluk türü olan culpa in contrahendo sorumluluğunun temelini dürüstlük kuralları ve güven ilkesi oluşturmaktadır.

İşbu seminer ödevi çalışmasında sözleşme öncesi sorumluluk, teknik tabiriyle culpa in contrahendo sorumluluğu tarihsel çıkış noktasından başlayarak detaylandırılarak incelenecek ve özellikle TMK 2. madde kapsamında değerlendirilecek, ayrıca Yargıtay içtihatlarıyla da nasıl şekillendiği üzerinde durulacaktır.

I. KAVRAM, TANIM VE HUKUKİ NİTELİK
A. TERİM MESELESİ

            Latince bir terim olan culpa in contrahendo, anlam itibariyle bir sorumluluk türünü değil, belli bir zamanda oluşan kusurlu bir davranışı ifade etmektedir[6].

            Literatürde culpa in contrahendo sorumluluğu konusunda terminoloji birliği bulunmamaktadır. “Mukavele yapılırken işlenen kusurdan dolayı mesuliyet[7]” şeklinde kullanımın yanında, “Müzakere sırasında irtikap olunan kusur[8]” şeklinde tercüme edenler de vardır.

            Türk Hukuk Doktrininde kullanılan farklı terimlere örnek verecek olursak; “Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumluluk[9]”, “Sözleşme Görüşmelerindeki Kusurlu Davranıştan Doğan Sorumluluk[10]”, “Sözleşme Öncesi Sorumluluk[11]”, “Akdin Takaddüm Eden Safhasındaki Kusurlu Hareket[12]”, “Mukavele Yapılırken İşlenen Kusurdan Dolayı Sorumluluk[13]”, “Sözleşme Görüşmelerinde Kusur[14]” şeklindeki kullanımlar sayılabilir.

            Görüldüğü üzere, terminoloji konusunda doktrinde bir fikir birliği oluşmamıştır. İşbu çalışmamızda kısa ve öz olması ve en önemlisi Türkçe kelimelerden oluşması nedeniyle “Sözleşme Öncesi Sorumluluk” şeklinde ifade edilmesi tercih edilecektir. Ancak, hukuk tekniği açısından “Culpa In Contrahendo Sorumluluğu” şeklindeki kullanıma da yer verilecektir.

B. KAVRAM
1- GENEL OLARAK

Roma Hukuku’ndan günümüze gelen sözleşme ve haksız fiil sorumluluğu şeklindeki klasik ikili ayrım, insani ilişkiler ve ülke ekonomileri geliştikçe yeterli gelmemeye başlamış ve sorumluluk hukuku bir revizyona tabi tutulmuştur[15]. Almanya’da Canaris, İsviçre’de de Kaiser tarafından geliştirilen ve hatalı bilgi vermeye de uygulanan üçüncü bir sorumluluk türü olan sorumluluk türü güven sorumluluğudur[16]. Esasen güven sorumluluğu bir üst kavram olup, culpa in contrahendo sorumluluğu, güven sorumluluğu üst başlığının altında yer almaktadır. Culpa in contrahendo sorumluluğunun kabul edilmesi bazı meselelerin hakkaniyete uygun bir tarzda çözümü açısından bir başlangıç noktası olmuştur[17].

            Sözleşmeden doğan bir borçtan bahsedebilmek için sözleşme taraflarının arasında öneri  ve kabul adını verdiğimiz taraf iradelerinin açıklanması gereklidir. Söz konusu iradelerin açıklanması ve uyumlu olması anına kadar sözleşme oluşmaz. Öneriye davet, öneri ve kabul iradelerinin sunulması anına kadar sözleşmenin oluşması adına bir hazırlık süreci söz konusu olacaktır[18].

Sözleşmenin ifası henüz başlangıçta imkansızsa TBK 27. maddeye göre bu sözleşme geçersizdir. Geçersiz olan bu sözleşme nedeniyle zarara uğrayan taraf, sözleşme öncesi sorumluluk gereğince söz konusu zararını tazmin yoluna gidebilecektir[19].

            Culpa in contrahendo sorumluluğunda, sözleşme yapmak için hareket ederken hukuki değerlerini birbirlerinin etkisine açan ve bu değerlerin karşı tarafça korunacağına inanan kişilerin bu inancın boşa çıkmasından dolayı uğradıkları zararın giderilmesi hedeflenmektedir.[20].

            Culpa in contrahendo sorumluluğu sözleşme görüşmelerinin başlamasıyla tarafların aralarındaki ilişkiyi etkileme ihtimali olan ya da tarafların bilmeleri gereken maddi ve hukuksal tüm şartlar ve unsurlar hakkında bilgi verme yükümlülüğünü de kapsamaktadır[21].

            Sözleşme görüşmeleri esnasında tarafların edindikleri gizli bilgileri üçüncü şahıslara açıklamaları halini yine sözleşme öncesi sorumluluk olarak değerlendirmek mümkündür[22].

            Culpa in contrahendo sorumluluğu TBK’da genel bir hükümle düzenlenmediğinden her somut olayda dürüstlük kuralları ve güven ilkesi esas alınarak sorumluluğun şart ve unsurlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilecektir.

2- JHERING’IN TEORİSİ

Sorumluluk hukukunun temelini neminem laedere (hukuka aykırı olarak kimseye zarar vermeme) ilkesi oluşturduğundan, zarar gören sebep olduğu zararı karşılamakla yükümlüdür. Ancak sadece bir zarara sebebiyet verilmesi yeterli gelmez, nulla indemnitas sine culpa (kusursuz tazminat olmaz) ilkesi gereğince zarar verenin kusuru da aranır[23].

Culpa in Contrahendo çok genel bir tanımlama ile sözleşme görüşmeleri esnasındaki kusurlu davranışı ve buna ilişkin sorumluluğu ifade eder. Meşhur Pandekt Hukukçusu Rudolf von Jhering tarafından modern hukuk bilimine kazandırılmış olan culpa in contrahendo sorumluluğu, ilk kez 1861 tarihinde “Culpa in contrehendo oder Schadensersatz bei nichtigen oder nicht zur Perfection gelangten Vertragen” adlı eserde ayrıntılı olarak incelenmiş olup, Roma Hukukundaki münferit düzenlemelerden hareketle kusurun söz konusu olduğu durumlarda tüm sözleşme ilişkileri için genelleme yapılarak culpa in contrahendo teorisi oluşturulmuştur[24].

Jhering’in culpa in contrahendo kuramını oluşturmasında Pandekt Hukukunun sorunlardaki yetersizliği etken olmuştur. Misal olarak, taraflardan birinin yanılması nedeniyle geçerli bir sözleşme kurulamamış olmasında, diğer tarafın sözleşmeyi yerine getirmeye başlayarak birtakım giderler yapmış olmasında Pandekt Hukuku uygun bir çözüm getiremiyordu. Jhering bu durumu “Böyle bir sonucun haksızlığı, pratik üzücülüğü ve umutsuzluğu ortadadır; kusurlu taraf yakasını sıyırmakta, kusursuz olansa başkasının kusurunun kurbanı olmaktadır.” şeklinde ifade etmiştir[25].

            Jhering, “Sözleşme görüşmelerinde kusur veya geçersiz ya da kurulmamış sözleşmelerde tazminat’” isimli eserinde geçersiz ya da kurulmamış sözleşmelerde meydana gelen zararın tazmin şeklini incelemiş, ancak geçerli sözleşmelerle ilgili bir düzenleme yapmamıştır[26]. Başka bir ifadeyle, teorisini oluştururken bugünkü uygulama alanından farklı olarak sözleşme görüşmeleri sırasındaki yükümlülüklerin tamamını değil, sadece kurulmamış, yani hükümsüz hukuki işlemler yönünden inceleme yapmıştır[27]. Bu bağlamda, sözleşmenin geçersiz olması durumunda ifa yükümlülüğü ortadan kalksa dahi, tazminat yükümlülüğünün söz konusu olacağını değerlendirmiştir[28].

Jhering’e göre “Bir sözleşmenin kurulması sadece ifaya ilişkin bir yükümlülük doğurmakla kalmaz; aksine, kurulan sözleşmenin ifa yükümlülüğü doğuran bu etkisi herhangi bir hukuki engel dolayısıyla ortadan kalkarsa, şartları gerçekleştiğinde, tazminat yükümlülüğü de doğurur. Sözleşmenin geçersizliği ifadesi Roma Hukukuna ve bugünkü anlayışa göre, sadece ifa yükümlülüğü doğurmaya ilişkin etkinin yokluğuna işaret eder; yoksa tüm etkilerin tamamen ortadan kalktığını göstermez”[29].

Jhering’in teorisinden sonra yine bir Alman Hukukçu olan Leonhard “Sözleşmenin kuruluşunda kusur” kavramını ortaya atmış ve sorumluluğun sadece geçerli sözleşmelerle mümkün olabileceğini ileri sürmüştür[30]. Birbirinin zıttı olan bu iki fikir zamanla bir senteze dönüşmüş ve doktrin ve yargı kararları ile şekillenerek günümüze gelmiştir.

C. TANIM

En genel tanımı ile culpa in contrahendo sorumluluğu sözleşme görüşmeleri sırasındaki kusurlu davranışı ifade eder[31]. Başka bir anlatımla culpa in contrahendo sorumluluğu; “Sözleşme görüşmelerinde taraflardan birinin diğerine dürüstlük kuralına aykırı davranma sonucu verdiği zararlarla ilgili sorumluluktur[32]”.

D. HUKUKİ NİTELİK

Sözleşme görüşmeleri sırasında taraflar sosyal bir temas içindedirler ve bu ilişkiden kaynaklı da bir özen borcu söz konusudur. Culpa in contrahendo sorumluluğu, hukuk doktrin ve uygulamasının belli bazı durumlar için eksikliği hissedilen hakkaniyetin tesisi çabalarının çok önemli bir ürünü olmuştur[33].

Culpa in contrahendo sorumluluğunun önsözleşme, hile, fiili sözleşme ilişkileri gibi yakın kavramlarla karıştırılmaması için hukuki niteliğinin aydınlatılmasında fayda vardır[34]. Misal olarak önsözleşmede sözleşme yapma taahhüdü olduğu gibi, gerçek anlamda bir hukuki işlem meydana gelmiştir[35]. Oysa ki sözleşme öncesi sorumlulukta gerçek anlamda bir hukuki işlem oluşmamıştır.

            Culpa in contrahendo sorumluluğunun hukuksal niteliğinin belirlenmesi uygulanacak zamanaşımı süresi, ispat yükümlülüğü ve ifa yardımcısının sorumluluğunun olup olmadığının belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır[36].

            Culpa in contrahendo sorumluluğu sözleşme sorumluluğu olarak nitelendirilecek olursa zamanaşımı süresine TBK 146 vd maddelerine göre, eğer haksız fiil sorumluluğu olarak nitelendirilecek olursa TBK 72. maddesine göre karar verilecektir, yine sözleşme sorumluluğuna dayandığında TBK 112. madde uyarınca zarar gören sorumlunun kusurunu değil, sorumlu kişi kusursuzluğunu kanıtlamak durumunda kalacak, eğer haksız fiil sorumluluğuna dayanacak ise TBK 50. madde gereğince zarar verenin kusurunu kanıtlayacaktır[37].

            Culpa in contrahendo sorumluluğunun hukuki niteliği öğretide tartışmalı olup, bu doğrultudaki görüşleri haksız fiil sorumluluğu görüşü, sözleşme sorumluluğuna ilişkin hükümlerin esas alınmasını savunan görüş ve somut olaya göre haksız fiil veya sözleşme sorumluluğuna ilişkin hükümlerden uygun olanın tatbik edilmesi (eklektik görüş) şeklinde genel olarak üçe ayrılmaktadır[38].

Sözleşme görüşmeleri sırasında henüz sözleşmenin kurulmadığını ve bu nedenle haksız fiil sorumluluğuna dayandıran görüşler de mevcuttur[39].

İsviçre Federal Mahkeme Kararlarına da yansıyan farklı bir görüşe göre ise sui generis bir sorumluluk türü olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Gezder, culpa in contrahendo sorumluluğuna ilişkin bir yasa boşluğu bulunduğunu belirtmektedir. Yazara göre, bu sorumluluğa haksız fiil hükümlerinin uygulanması sözleşme görüşme ilişkisini kapsamamakta, sözleşmeye aykırılık hükümlerinin uygulanması ise tarafların henüz bağlanma iradesi mevcut olmadığı için başarısız olmaktadır. Belirtilen nedenle sui-generis bir sorumluluk olduğunu savunmaktadır[40].

Culpa in contrahendo sorumluluğunu, dürüstlük kuralı çerçevesinde yasadan doğan bir borç ilişkisi olarak gören yazarlar da vardır. Nitekim Alman Hukukunda da genel nitelikte bir düzenleme yapılarak, borca aykırılık hükümleri ile düzenlenmiştir[41].

İsviçre Federal Mahkemesi culpa in contrahendo sorumluluğunun haksız fiillere ilişkin zamanaşımı süresine (TBK 72. madde, İBK 60/I md) tabi olduğu yönünde karar vermiştir[42].

Kanaatimizce culpa in contrahendo sorumluluğunu sözleşme görüşmeleri başladığı için haksız fiil sorumluluğu şeklinde nitelemek doğru olmayacaktır. Zira, sözleşme görüşmeleri ile taraflar arasında iş temasından kaynaklı bir güven oluşmuştur[43]. İsviçre Federal Mahkemesi’nin bir kararında[44] culpa in contrahendo sorumluluğunun, sözleşme ve haksız fiil arasındaki sınırda yer aldığı vurgulanmıştır. Roma II Tüzüğü’nde de culpa in contrahendo sözleşmeden doğan borç ilişkileri olarak kabul edilmiş ve sözleşmenin kurulmasından bağımsız olarak sözleşme statüsüne tabi olduğu şüpheye yer bırakmayacak tarzda hükme bağlanmıştır[45].

Bu bağlamda sözleşme öncesi sorumluluğa, sözleşme sorumluluğuna ilişkin kuralların kıyasen uygulanması yerinde olacaktır[46]. Zira, zarara uğrayanı kısa bir zamanaşımı süresi ile bağlayan, üstelik ispatın ağır yükünü onun omuzlarına yıkan haksız eylem hükümleri, özellikle büyük marketler ile tüketiciler ve bankalar ile müşteriler arasında kurulan hukukî ilişkilerde zayıfı koruma amacını gerçekleştirmeyecektir[47].

           II- CULPA IN CONTRAHENDO SORUMLULUĞUNUN ŞARTLARI VE TÜRK HUKUKUNDAKİ DÜZENLEMELER
  A. GENEL ŞARTLAR

Culpa in contrahendo sorumluluğunun düzenleniş şekli bakımından yabancı ülke hukuklarını 3 gruba ayırmak mümkündür. Birinci gruptaki ülkeler genel bir hükümle bu sorumluluğu düzenleyen ülkelerdir ki örnek olarak Alman, İtalyan, Yunan, Arjantin ve İsrail Hukukları gösterilebilir[48]. İkinci grup ülkeler ise genel hükümlerle değil, münferit hükümlerle culpa in contrahendo sorumluluğunu düzenlemişlerdir. Misal olarak Avusturya, Fransız, İsviçre Hukuk Sistemleri gösterilebilir[49]. Üçüncü grup ülkelerde ise ne genel hükümle, ne de münferit hükümle düzenleme yapılmıştır. Son gruba örnek olarak Amerikan ve Portekiz Hukukları gösterilebilir[50].

Alman Hukukunda sözleşmesel sorumluluk çeşitli yargı kararları ile şekillenmiş olup, bu konudaki en tipik örnekler muşamba topu (Linoleumrollen) ile salata yaprağı (Gemüseblatt) davalarıdır[51].

“Sözleşmeden doğan borç ilişkileri” başlığı altında 01.01.2002 tarihinde Alman Borçlar Kanunu’nda düzenlenen culpa in contrahendo sorumluluğu, Alman Hukukunun aksine İsviçre/Türk Hukukunda kodifiye edilmemiştir[52].

Türk Hukukunda genel olarak sorumluluk hukukunda, dört temel unsur aranmaktadır ki bu unsurlar kusur, hukuka aykırılık, zarar ve zarar ile zarara sebep olan olay arasında uygun nedensellik bağının bulunmasıdır[53].

1.KUSUR

Sözleşme görüşmelerinde aranılan kusur, haksız fiil sorumluluğundaki kusurdan farklı değildir[54]. Bu bağlamda kusur, kasıt ya da ihmal şeklinde olabilir. Sözleşme oluşmadan yapılan hile sözleşmeye aykırılık sayılmaz, aksine culpa in contrahendo sorumluluğu söz konusu olacaktır[55]. Sözleşme görüşmeleri sırasında kusurlu olarak yanlış bilgi verilmesi veya bir sözleşme yapılması düşünülmediği halde kötü niyetli ve aldatıcı hareketlerle karşı tarafta sözleşme yapma ümidinin uyandırıldığı durumlarda da sorumluluk söz konusu olacaktır[56]. 23.05.2005 tarihli Yargıtay 4. HD.’nin kararında culpa in contrahendo sorumluluğu “akit müzakeresi sırasında kusurlu davranış”[57] olarak ifade edilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.12.2010 tarihli kararında “Davacı kusuru ispatla yükümlü değildir” ifadesine yer vererek zarar görenden ziyade zarar verenin kusurlu olmadığını ispatlaması gerektiğini ifade etmiştir[58]. Ayrıca zarar gören taraf sözleşme görüşmelerinin varlığını da ispat etmek zorundadır. Yargıtay 19. HD.’nin 28.04.2005 tarihli kararında şöyle denmiştir: “Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen raporlar çerçevesinde davacı yanın sözleşmenin varlığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.[59]”

2.ZARAR

                Culpa in contrahendo sorumluluğunun nedenleri bağıtlanması düşünülen ya da öngörülen sözleşme taraflarının birbirini aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davranması, gerekli uyarılarda bulunmamaları ya da şahıs ya da malvarlığı haklarına yönelik zarara sebebiyet vermeleridir[60]. Tarafların sözleşme görüşmeleri sırasında sağlık, mülkiyet hakkı gibi çeşitli haklara ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması sözleşme öncesi sorumluluğa yol açabilir. Misal olarak araç satın almayı düşünen bir şahsın test sürüşü sırasında uğradığı zarar bu duruma örnek gösterilebilir[61].

            Culpa in contrahendo sorumluluğunda uğranılan zarar sözleşmenin hiç oluşmamasından da meydana gelebilir. Misal olarak sözleşme görüşmelerine başlandığı halde taraflardan birinin sözleşme yapma niyeti yoksa veya sonuca varılamayacağını ve sözleşme yapılmayacağını bildiği halde görüşmeleri uzatır ise yine sorumluluk söz konusu olacaktır[62].

             Yargıtay 19. HD.’nin 30.11.2004tarihli kararında culpa in contrahendo tanımı dürüstlük kuralları açıklanarak şu şekilde yapılmıştır: “Akit kurulmadan önce taraflar akdin muhtevası, şartları içerdiği hak ve yükümlülükler üzerinde görüşmeler yaparlar, bu görüşmeler kısa veya uzun sürebilir. Görüşmelerin başlamasıyla görüşmeciler arasında hukuki bir ilişki kurulur. Bu ilişki akit benzeri bir güven ilişkisidir. Güven ilişkisi TMK. m. 2/1’de düzenlenmiş bulunan dürüstlük kuralına dayanır. Buna göre görüşmeler esnasında görüşmecilerin akdin muhtevası ve şartları hakkında birbirlerini aydınlatması dürüstlük kuralına uygun davranması, birbirlerinin kişilik ve malvarlığı değerlerine zarar vermemek için gerekli özeni göstermesi koruma yükümlülüklerine uyması gerekir. Görüşmeciler bu yükümlülüklere kusurlu olarak aykırı davranıp görüşmelerin başlamasıyla aralarında kurulmuş bulunan güven ilişkisini ihlal ettikleri takdirde bundan doğan zarardan sorumludurlar.[63]”

            Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 06.07.2000 tarihli kararında “sözleşmenin yerine getirileceği inanç ve iyi niyetle yaptığı masrafları “olumsuz zarar” olarak davalı taraftan talep edebileceği… ” ifadesine yer vermiştir[64].

            30.11.2004 tarihli Yargıtay 19 HD.’nin verdiği kararda ise şöyle denmiştir: “Davalının geçerli sözleşme yapılacağına dair kendisinde güven oluşturulmasından dolayı yaptığı işlemler nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığının araştırılması, varsa zararının saptanmasına karar verilmiştir.[65]”

            Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.02.2001 tarihli kararında culpa in contrahendo sorumluluğunda müspet zarar talep edilebileceği şu şekilde ifade edilmiştir: “Akit öncesi sorumluluk kurallarının geçersiz sözleşmelerde de uygulanması gerektiği geçersiz sözleşmelerden dolayı olumsuz zararın istenebileceği, bu zarar kapsamında kaçırılan fırsat karşılığının da bulunduğu, olumsuz zararın bazı özel durumlarda olumlu zarar kadar dahi olabileceği, TMK.’nın 2. maddesine göre akdin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği hallerdeki zarar kavramları hep bu zaruretin sonucu ortaya konulan düşünce ve uygulamalardır. Bunun için uygulanması gereken kurallar, mevcut yasaların ışığında bu yasa hükümlerine aykırı düşmeyecek şekilde yorumlanıp uygulanmalıdır. [66]”

3.İLLİYET BAĞI

                Kusur ve zarar gibi şartların yanında illiyet bağının kurulmuş olması da culpa in contrahendo sorumluluğunun bir diğer şartıdır. İlliyet bağını kesen bir durum söz konusu olduğunda muhtemel sözleşme tarafı sorumlu olmayacaktır.Nedensellik bağı olarak da tanımlanan bu şart sözleşme öncesi sorumlulukta ,koruma yükümlülüğünün ihlali ile zarar arasındaki sebep-sonuç ilişkisi şeklinde ortaya çıkmaktadır[67].

4.HUKUKA AYKIRILIK

                Genel olarak sorumluluk hukukunda aranan şartlardan birisi olan eylemin hukuka aykırılığı, sözleşme öncesi sorumluluğun oluşması için de aranan genel şartlardandır. Yargıtay’a göre; sözleşme yapma iradesi bulunmadığı veya bu yönde var olan iradesi güçlü olmadığı halde karşı yanda aksine bir kanaat uyandırma sorumluluğa sebeptir[68].

                Yargıtay 19. HD.’nin 28.04.2005tarihli  kararında ise “Dava dilekçesinde sözleşmenin ifa edilmemesi yanında sözleşmenin kurulacağı ve ifa edileceğine güvenilerek sözleşme öncesi görüşmelerden doğan sorumluluğa da dayanılmıştır. Doktrinde “culpa in contrahendo” olarak adlandırılan bu tür sorumluluğun da tazminat talebine dayanak yapılabileceği kuşkusuzdur.[69]” denilmiştir. Görüldüğü gibi Yargıtay içtihatlarında culpa in contrahendo sorumluluğu borca aykırılık sorumluluğu temelinde nitelendirilmiştir.

B. ÖZEL ŞARTLAR

                Culpa in contrahendo sorumluluğunun ortaya çıkması için aranan şartları; sözleşme öncesi bir hukuki ilişkinin kurulmuş olması ile güven ilişkisi, özen borcu ve dürüst davranma yükümlülüğüne aykırılık ve bunun sonucunda bir zararın doğması ile bu zarara neden olan davranışın kusurlu olması şeklinde kısaca özetlemek mümkündür.

1. SÖZLEŞME ÖNCESİ BİR HUKUKİ İLİŞKİNİN KURULMUŞ OLMASI

                Sözleşme yapmayı planlayan taraflar arasında sözleşmenin şartları, tarafların sorumlulukları ve görevleri gibi çeşitli konularda görüşmeler gerçekleştirilir. Sözleşme görüşmeleri sırasında tarafların gerçekleri açıklama, yanlış bilgi vermeme, muhtemel zararları önleme ve karşı tarafın çıkarlarını koruma gibi yükümlükleri vardır[70]. Bu yükümlülükler sözleşmenin ifası ile alakalı olmayıp, sözleşme görüşmeleri sırasındaki davranışlarla ilgili yükümlülüklerdir[71].

Culpa in contrahendo sorumluluğunda bir hukuki işlem yapma amacına yönelik sosyal temas[72] gerçekleşmiş olmalıdır. Yoksa tesadüfi bir temas yeterli gelmez. Misal olarak, yağmurdan kaçmak için bir süpermarkete sığınan kişinin zarara uğramasında sözleşme öncesi sorumluluk uygulanmayacak iken, alışveriş yapmak amacıyla süpermarkete giren ve tattığı peyniri beğenmediği için almayan ve iyi mayalanmamış peynir yüzünden zehirlenen kişinin dayanacağı sorumluluk sözleşme öncesi sorumluluk kurallarıdır[73].

                Sözleşmenin geçerli olması için gerekli şartlara sahip olup olmadığının araştırılması yükümlülüğü ile bilgi sahibi olma yükümlülüğü her iki tarafta da aranır[74].

            Culpa in contrahendo sorumluluğu haklı bir gerekçe olmadan sözleşme görüşmelerine son verilmesinde de oluşur[75]. Hiç kuşkusuz gücünü Anayasadan alan sözleşme yapma özgürlüğü, tarafların sözleşme yapmaya zorlanamayacağını da kapsar. Ancak, taraflar sözleşme görüşmelerine başlamış başka bir anlatımla sözleşme yapma niyeti ile bir araya gelmişler (buradaki bir araya gelme sadece fiziki değil, online olarak yani telekonferans ya da uygulamalar aracıyla görüşmeyi de içerir) ise taraflar arasında bir güven ilişkisi oluşacağından bu aşamada kusurlu davranan kişinin sorumlu olması hakkaniyet gereğidir. Tabi ki, sözleşme görüşmelerine son verilmesi hakkında haklı bir gerekçe olması durumunda sorumluluk oluşmayacaktır.

            Sözleşme kurma amacı olmayan kişinin sözleşme görüşmelerine başlaması ya da görüşmeler sırasında sözleşme kurma niyeti ortadan kalkan görüşmecinin bu durumu karşı tarafa bildirmeyerek görüşmelere devam etmesi[76]durumunda culpa in contrahendo sorumluluğu oluşacaktır.

            Culpa in contrahendo sorumluluğu edimin başlangıçtaki imkânsızlığı, sözleşme yapma niyeti olmadan karşı tarafa ümit verme, sözleşme görüşmeleri sırasında yanlış bilgi verme veya gerekli bilgileri açıklamama gibi hallerde de kabul edilmektedir[77].

Sözleşme görüşmeleri sırasında yanlış bilgi verilmesinde eğer bilgi veren ile alan arasında danışmanlık ya da vekalet sözleşmesi var ise culpa in contrahendo sorumluluğu söz konusu olmayacak ve borca aykırılık hükümleri uygulanacaktır[78].

            Culpa in contrahendo sorumluluğu bazı durumlarda makul sürelere riayet etmemekten de oluşabilir. Misal olarak Banka, akreditif talebini reddettiğini makul süre içerisinde akreditif sözleşmesi için talepte bulunan müşterisine bildirmez ise oluşacak zarardan culpa in contrahendo uyarınca sorumlu olacaktır[79]. Yatırımcı ile ihraççı arasındaki ilişkide izahnamedeki (prospectus, prospekt) bilgilere güvenerek işini planlayan yatırımcının uğramış olduğu zararı culpa in contrahendo sorumluluğu çerçevesinde tazmin edilmesini istemesi mümkündür[80].

            Sözleşme görüşmeleri esnasında diğerinin yanıldığını görüp, sessiz kalmak ve karşı tarafı uyarmamak da sorumluluğa yol açacaktır[81].

Müşteri genel işlem şartlarının şeffaf olmaması nedeniyle haklarını kullanmaktan alıkonulmuşsa, culpa in contrahendo sorumluluğu işletilebilecektir[82].

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 30.11.2004tarihli kararında ise “akit görüşmelerinden doğan sorumluluk” olarak ifade edilmiştir[83].

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.12.2010 tarihli kararında ise toplumsal hayatın hızla gelişmesi sonucu ortaya çıkan iktisadi olay ve uyuşmazlıkların çözümünün klasik borç doğurucu sorumluluk kaynakları olarak nitelendirilen haksız fiil, sözleşme ve sebepsiz zenginleşme içerisinde bulabilmenin imkansız hale geldiği vurgulandıktan sonra, culpa in contrahendo sorumluluğu hakkında “sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluğu genel bir ifadeyle belirtmek gerekirse, sözleşme görüşmeleri aşamasında taraflardan birinin diğerine veya onun koruması altında bulunan kişilere, aralarında dürüstlük kuralı (MK. m.2) gereğince ortaya çıkan güven ilişkisinin ihlali sonucu meydana gelen sorumluluk” olarak tanımlanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu kararıyla culpa in contrahendo sorumluluğunun hukuki niteliği konusunda sözleşmeler hukukunun uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Söz konusu kararda culpa in contrahendo kavramıyla ilgili: “Zira sözleşme görüşmelerine başlanmasıyla birlikte taraflar arasında temeli dürüstlük kuralına dayanan bir güven ilişkisi meydana gelir ve bu ilişki koruma yükümlerini de içerir. Bundan dolayı sözleşme görüşmelerinde taraflardan her biri veya yardımcıları, diğer tarafa veya onun himayesinde bulunan kişilerin şahıs ve mal varlıklarına zarar vermeyi engellemek için gerekli dikkat ve özeni göstermek ve koruma yükümlerine uymak zorundadırlar. Çünkü, koruma yükümleri, ifa menfaati dışında kalan diğer şahıs ve mal varlığı değerlerine zarar vermemeyi ihtiva eder. Sözleşme öncesi koruma yükümlerinin ihlali, sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluğa sebebiyet verir.” şeklinde açıklama yapılmıştır[84].

2. GÜVEN İLİŞKİSİ, ÖZEN BORCU VE DÜRÜST DAVRANMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNE AYKIRILIK

                Türk Hukukunda culpa in contrahendo, Avusturya, Fransa ve İsviçre Hukuklarına benzer bir düzenleme ile açıkça düzenlenmiş bir sorumluluk türü olmayıp, genel hükümlerle değil özel hükümlerle düzenlenmiş ve literatür ile yargı kararlarıyla şekillenmiştir. Hiç kuşkusuz culpa in contrahendo sorumluluğunun dayandığı ilkeler güven ile doğruluk ve dürüstlük ilkeleridir[85]. Bu bağlamda culpa in contrahendo sorumluluğunun en büyük dayanağı TMK 2. maddesinde düzenlenen dürüst davranma yükümlülüğüdür. Şöyle ki, söz konusu yasal düzenlemeye göre, herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Yine, aynı şekilde bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz[86].

                Sözleşme öncesi sorumluluğun en belirgin sebebi sözleşme görüşmeleri sırasındaki özen gösterme yükümlülüğüne aykırılıktır. Culpa in contrahendo sorumluluğu güven ilişkisi ile TMK 2. maddesi uyarınca dürüst davranma yükümlülüğüne dayanmaktadır.

Taraflar arasında sözleşme yapılmış veya haksız fiil unsurları oluşmuş ise bu durumda esas olan sözleşme ya da haksız fiil sorumluluğuna dayanmaktır[87].

TBK 35. madde uyarınca yanılarak sözleşmeyi iptal eden taraf, yanılmasında kusurlu ise, sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeniyle meydana gelen zararı gidermekle yükümlüdür. Bu sorumluluk, sözleşme görüşmeleri sırasında özen yükümlülüğüne kusurlu şekilde aykırı davranmaktan kaynaklanır. Yine, TBK 44/2. madde uyarınca, temsil edilen veya halefleri, temsilcinin belgeyi geri vermesi için gerekeni yapmazsa, bundan kaynaklı iyiniyetli üçüncü kişilerin zararlarını gidermekle yükümlüdürler. Benzer şekilde, TBK 47. madde uyarınca, yetkisiz temsil nedeniyle sözleşmenin geçersiz olması ve karşı tarafın zarara uğraması sorumluluğu doğurur.

Yargıtay, sözleşme görüşmelerinin başlamasıyla taraflar arasında kurulan hukuki ilişkiyi sözleşme benzeri bir güven ilişkisi şeklinde tasvirlemiştir[88].

            Bir sözleşmenin görüşmelerine başlanmasıyla taraflar arasında bir hukuksal ilişki oluşur ve taraflar bu ilişkide Türk Medeni Kanunun 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralına uygun davranmakla yükümlüdürler. Benzer şekilde, Yargıtay, bir kararında[89]sözleşme öncesi safhada tarafların birbirlerinin kişilik haklarına ve malvarlığı haklarına zarar gelmemesi için gerekli önlemleri alma ve özeni gösterme yükümlülüğü altında olduklarını belirtmiştir. Ayrıca, taraflar bu yükümlülüklere kusurlu olarak aykırı davranıp, görüşmelerin başlamasıyla aralarında kurulmuş bulunan güven ilişkisini ihlal ettikleri takdirde, bundan doğan zarardan sorumludurlar. Söz konusu Hukuk Genel Kurulu kararında taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız fiil sorumluluğuna göre değil, sözleşme hükümlerine göre ele alınması gerektiği vurgulanmıştır.

             Güven konusuyla ilgili 07.02.2001tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ise şu şekildedir: “Sözleşmelerden her biri, ötekinin çıkarlarına özen gösterme, öngörülen sözleşmenin yapılmasına ket vuran ya da karşı yanın amacını zarara uğratacak olayları bildirme, onun, doğabilecek zararlarını engelleme zorundadır. Bu zorunluluk, muhatabın güvenini sarsmamayı, edimi yerine getirmeyeceğini bildiği halde onda umut uyandırmamayı da içerir.[90]”

            12.03.1997 tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında ise “görüşmeler esnasında görüşmecilerin akdin muhtevası ve şartları hakkında birbirlerini aydınlatması dürüstlük kuralına uygun davranması, birbirlerinin kişilik ve malvarlığı değerlerine zarar vermemek için gerekli özeni göstermesi, koruma yükümlülüklerine uyması gerekir. Görüşmeciler bu yükümlülüklere kusurlu olarak aykırı davranıp görüşmelerin başlamasıyla aralarında kurulmuş bulunan güven ilişkisini ihlal ettikleri takdirde bundan doğan zarardan sorumludurlar.” ifadesine yer verilmiştir[91].

            Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nde görülen bir dosyada “. . . Davacının davalı ile yaptığı görüşmeler sonunda, davalıya ait motorlu araçlara ilişkin bayilik sözleşmesinin akdedilmesi konusunda anlaşmaya varıldığı, sözleşmenin koşullarında mutabakat sağlandığı, sözleşmenin akdedileceğine güvenerek işyeri kiraladığı, tadilatlar yaptığı, reklam panoları yaptırdığı ve tüm koşulları yerine getirdiği, buna rağmen davalının sonradan sözleşme akdetmeye yanaşmadığı, davacının bu nedenle uğradığı zararın tazminini talep ettiği, bu tazminatın hukuksal niteliğinin culpa in contrahendo’ya dayandığına” karar verilmiştir[92]. Yine aynı kararda “Taraflar yükümlülüklerine kusurlu olarak aykırı davranıp görüşmelerin başlaması ile aralarında kurulmuş bulunan güven ilişkisini ihlal ettikleri takdirde bundan doğan zararlardan sorumludurlar.” ifadesine yer vererek sözleşme görüşmeleri sırasında ortaya çıkan güven ilişkisi ihlali sonucunda bir zarar meydana geldiğinde zarar veren taraf culpa in contrahendo kapsamında sorumlu tutulacağını belirtmiştir[93].

            Yargıtay 13. HD.’nin 21.05.1992tarihli kararında ise tarafların culpa in contrahendo sorumluluğu kapsamında birbirlerine karşı yükümlülüklerinin önemi şu şekilde ifade edilmiştir: “Davalı otel binasını davacıya kiraya verdiğine göre, binanın iskan raporunun alınmasını sağlamak gibi sözleşmenin, asli bu edimi ile yükümlü olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki, kira sözleşmesi akdedilirken iskanın bulunmadığını davalı davacı kiracıya bildirmekle yükümlüdür. Çünkü taraflar sözleşmenin kurulması sırasında birbirlerine tam ve doğru bilgi vermek zorundadırlar. Zira, yanlış görünüm yaratmak en azından doğruluk ve güven kurallarına (TMK. m. 2) aykırıdır.[94]”

C. TÜRK HUKUKUNDA CULPA İN CONTRAHENDO SORUMLULUĞUNA İLİŞKİN DÜZENLEMELER

Türk Hukukundaki culpa in contrahendo ile ilgili özel düzenlemeler de mevcut olup, söz konusu düzenlemelere kısaca burada bahsedilecektir. TBK madde 35 uyarınca bir sözleşmenin yapılmasına kendi kusuruyla neden olan taraf, hata sebebiyle sözleşmeyi iptal ettiği hallerde, diğer tarafın bu yüzden uğradığı zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Burada, hukuki dayanak ne sözleşme ne de haksız fiil hükümleridir. Hukuki dayanak sözleşme öncesi sorumluluk ilkesidir[95].

            TBK 39/II maddesi aldatma ya da korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan sözleşmenin onanmış sayılmasının tazminat hakkını ortadan kaldırmayacağını düzenlemiştir. Sözleşmeye onam (icazet) verilmesi halinde tazmin edilmenin dayanağı sözleşme olamaz, zira sözleşme onam ile geçerli hale gelmiştir. Sözleşmeye onam (icazet) verilmemesi halinde ise, sözleşme geçersiz olduğu için zararın tazmin edilmesinin sebebi yine sözleşme olamaz. Burada sözleşme öncesi sorumluluk devreye girecektir[96].

            TBK 44. maddenin 1. fıkrasına göre temsilciye yetki belgesi verilmişse, yetkinin sona ermesi durumunda temsilci, bu belgeyi temsil olunana geri vermekle veya hâkimin belirleyeceği yere bırakmakla yükümlüdür. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise temsil olunan veya halefleri, temsilcinin belgeyi geri vermesi için gerekeni yapmazlarsa, bundan dolayı iyiniyetli üçüncü kişilerin zararını gidermekle yükümlü tutulmuştur.

            TBK 47/1. fıkradaki düzenlemede sözleşme öncesi sorumluluk kavramına örnek gösterilebilir. Şöyle ki; temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir.

            Onamamanın sonucu başlığını taşıyan TMK 452. maddesinin 2. fıkrası uyarınca vesayet altındaki kişi, fiil ehliyetine sahip olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış ise, karşı tarafın uğradığı zarardan sorumlu olur. Söz konusu düzenleme de culpa in contrahendo sorumluluğu kapsamına girmekte olup, burada tazmin edilecek zarar menfi zarardır[97].

             III- CULPA IN CONTRAHENDO SORUMLULUĞUNUN HÜKÜM VE SONUÇLARI
A. ZARARIN BELİRLENMESİ

            Sözleşme görüşmelerini kesmek, aynı zamanda sözleşme özgürlüğü ilkesinin görüşmecilere tanıdığı bir yetki olması sebebiyle, culpa in contrahendo sorumluluğunun sınırları geniş tutulmamalıdır[98].

Herhangi bir hukuki işlem kurma düşüncesine sahip taraflar yeterli ve doğru bilgilendirme yapmak ve gerek karşı yana, gerekse bu ilişkiden etkilenecek üçüncü şahıslara zarar verecek her türlü kusurlu davranıştan sakınmak yükümlülüğü içindedirler. Sözleşme görüşmelerine başlayan kişiler rastlantısal olarak karşılaşan kişiler olmayıp, birbirlerinin şahıs ve malvarlığına yönelik haklarını etkileyebilecekleri gibi, aynı zamanda her bir taraf karşı tarafın kendisine dürüst davranacağı konusunda hukuken korunmayı hak eden özel bir güven ilişkisi içine girmektedir ki bu güven haksız fiil hükümlerindeki anonim nitelikteki güvenden farklıdır[99]. Yine, Sözleşme görüşmeleri sırasında kusurlu taraf, diğer tarafın uğradığı zararı TBK. m. 49 vd. haksız fiil hükümlerine göre değil, TBK. m. 112 vd. borçların ifa edilmemesinin sonuçları hükümleri gereğince tazmin etmelidir[100].

Türk ve İsviçre Hukuklarındaki ağırlıklı görüşe göre burada tazmin edilmesi gereken zarar maddi zarara karşılık gelmekte olup, Mommsen’in fark (menfaat) teorisi çerçevesinde zarar, meydana gelen olay sonrasındaki fiili durum ile bu olay hiç gerçekleşmeseydi mal varlığının durumu arasındaki fark olarak tarif edilebilir[101]. Görüldüğü üzere manevi zarar sorumluluk hukukundaki genel zarar anlayışı dışında kalmakta ise de, culpa in contrahendo sorumluluğu çerçevesinde manevi zararın tazmin edilmesi de mümkündür[102]. İşveren tarafından bir iş görüşmesinde soru sorma hakkının sınırlarının aşılmış olması ve karşı tarafın kişilik haklarına aykırılık halinde manevi tazminat hakkı doğacaktır[103]. Aynı şekilde iş akdinin yapılma aşamasında esaslı konularda gerçek olmayan bilgiler vermek ve bu suretle karşı tarafı yanıltmak eyleminde İş Kanunu 24/II, a ve İK 25/II, a’ya göre taraflara haklı nedenle derhal fesih hakkı oluşmaktadır[104].

Sözleşme görüşmeleri sırasında yaşanan kayıpları Jhering’in de yapmış olduğu ayrım çerçevesinde olumlu ve olumsuz zarar olarak ayırmak mümkündür. Sözleşme ya da sözleşme görüşmeleri olmasaydı meydana gelmeyecek olan malvarlığındaki kayıpları olumsuz zarar, sözleşmeden kaynaklı borcunu tamamen ya da hakkıyla yerine getirmemesi sebebiyle uğranılan kayıpları ise olumlu zarar olarak tarif etmemiz mümkündür[105]. Başka bir anlatımla sözleşme görüşmelerine hiç başlanmasaydı, kaçırılmayacak fırsatlar ile sözleşme yapılacağına olan inanç ile yapılan masraflar olumsuz zararı oluşturur[106].

Türk/İsviçre Hukukunda kural olarak culpa in contrahendo sorumluluğundan kaynaklanan tazminat menfi zararla ifade edilse de menfi zararı aşan bir tazminat talebinin de değerlendirileceği kuşkusuzdur. Bununla beraber müspet zararı geçen bir tutara ulaşıp ulaşmayacağı konusu tartışmalıdır[107]. Tazminat hesabında kusurun ağırlığı gibi somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır. Ancak hakimin tazminat miktarını hesaplarken öncelikle menfi zarar kalemlerini göz önüne alması isabetli olacaktır[108].

            Taraflar arasındaki sözleşme görüşmeleri sırasında yaşanan kayıplar sadece alışveriş menfaati kapsamına girmeyebilir. Taraflardan birinin mülkiyet hakkının ihlali veya vücut bütünlüğünün bozulması şeklinde de gerçekleşebilir ki bütünlük menfaati kişilerin şahıs ve malvarlığı değerlerinin bütünlüğünün (vücut bütünlüğü vb) korunmasını amaçlar[109]. Bütünlük menfaatlerinin ihlali hallerinde sorumluluğun kapsamı haksız fiil sorumluluğundaki gibi, uygun illiyet bağı teorisinin gerektirdiği gibi tespit edilecektir[110].

            Culpa in contrahendo sorumluluğu uyarınca sadece olumsuz zararın talep edilmesini kabul etmek hukuken isabetli olmayacaktır[111].

B. TAZMİNAT

Sözleşme öncesi sorumluluk, sözleşmenin esasını teşkil edecek konuların hazırlanması aşamasında taraflara dürüst davranma, bilgilendirme ve hatta uyarıda bulunma yükümlülükleri yüklemektedir[112]. Bu bağlamda, sözleşme görüşmeleri sürecinde kusur içeren davranışı ile karşı tarafı zarara uğratan kişi, oluşan zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Burada tazminat borçlusu, sözleşme görüşmeleri sırasında koruma yükümlülüklerini ihlal ederek karşı tarafı ve/veya onun koruma sahası içerisinde bulunan üçüncü bir kişiyi zarara uğratan kişidir[113].

Culpa in contrahendo sorumluluğunun uygulandığı tüm hallerde zarara uğrayanın ifa menfaatine kadar ulaşabilen bir tazminatı talep edebileceği düşünülmemelidir. Ancak her somut olayda olayın özellikleri dikkate alınmalıdır. Şöyle ki, hukuka aykırılığın kamu yararı ile ilgili olduğu hallerde – misal olarak taraflar arasında yapılan inşaat sözleşmesinin konusunu oluşturan arazinin devlete ait olması gibi – artık olumlu zararın talep edilmesi mümkün olamayacağı gibi, inşaat sözleşmesinin imar mevzuatının kamu düzenine ilişkin olmayan hükümlerine aykırı olması durumu gibi olaylarda olumsuz zararın ötesinde ifa menfaatine yakın tazminatların talep edilmesi mümkün görünmektedir[114]. Zarar gören olumsuz zararı aşan ve ifa menfaatine yaklaşan bir tazminat istiyorsa, borcun gereği gibi ifası halinde olumsuz zarar kapsamındaki zararlarına katlanmak durumundadır. Şöyle ki, bu durumda sözleşme için yaptığı masrafları, daha cazip bir sözleşme teklifini kaçırmış olmasından kaynaklanan mahrum kalınan kazancı ya da sözleşmenin ifasına ilişkin yapmış olduğu giderleri talep edemeyecektir[115].

            Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.12.2010 tarihli kararında da culpa in contrahendo sorumluluğunun haksız fiil kapsamında değerlendirilemeyeceği şöyle ifade edilmiştir: “Taraflar arasında bir hukuki ilişki söz konusu olduğunda, bunun ihlalinin haksız fiil olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü haksız fiilde, zarar verici davranışın işlendiği aşamada taraflar arasında daha önce kurulmuş bir hukuki ilişki yoktur. Bu sebeple sözleşme görüşmelerindeki bir yüküm ihlali haksız fiil olarak nitelendirilemez. Sözleşme görüşmeleri ile ortaya çıkan güven ilişkisinin ihlaline kıyasen sözleşme hükümlerinin uygulanması daha uygun olacaktır.”

            Yargıya intikal eden bir olayda anne ile yanındaki kızının bir mağazada alışveriş maksadıyla dolaşırken, raflara yerleştirilmiş bulunan mankenlerin kız çocuğunun üzerine düşmesi neticesinde kız çocuğu yaralanmış ve uğranılan manevi zarara istinaden açılan tazminat davasında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu uyuşmazlığın haksız fiil hükümlerine göre değil, sözleşme hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir[116].

 SONUÇ

            Sözleşme ilişkisi kurmak amacıyla bir araya gelen taraflar arasında kendiliğinden hukuksal bir süreç başlar. Bu süreç taraflara, sözleşme görüşmeleri sırasında oluşan güven nedeniyle özenli, aydınlatma yükümlülüğüne uygun ve TMK 2. maddesi gereğince dürüst davranma yükümlülükleri yükler. Bu yükümlülüklere aykırılık sonucunda bir zarar meydana gelmiş ve ayrıca davranış da kusur içeriyorsa culpa in contrahendo sorumluluğu söz konusu olacaktır. Culpa in contrahendo sorumluluğunun sonucu ise zararın tazmin edilebilirliğidir.

İlgili sorumluluk, Türk/İsviçre Hukukunda açıkça düzenlenmemiş ancak münferit hükümlerle, doktrin ve mahkeme kararları aracılığıyla gelişmiştir. Taraflar sözleşme görüşmelerinde birbirlerine karşı dürüstlük kuralları çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getirdikleri takdirde, herhangi bir kusur oluşmadan ve tarafların da aydınlatma yükümlülüklerini yerine getirmelerine rağmen, sözleşme tamamlanamazsa ortada culpa in contrahendo sorumluluğu olmayacağı gibi, oluşan zarara yönelik talepler de iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edecektir. Culpa in contrahendo sorumluluğu konusunda Türk Hukukunda genel bir düzenleme bulunmamakla beraber, özellikle TMK 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralları ve güven ilkesi bu açığı doldurduğundan pozitif düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığını değerlendirmekteyim.

BİBLİYOGRAFYA

ADIGÜZEL, Sibel: Sözleşme Görüşmelerinde Kusurlu Davranıştan Doğan Sorumluluk, TAAD, Yıl: 3 Sayı: 9 (20. 04. 2012) s. 281

ARIKAN, Mustafa: Culpa in Contrahendo Sorumluluğu, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 17, Sayı 1, Yıl 2009, s. 87

BAŞOĞLU, Başak: Sözleşme Dışı Sorumluluk Hukuku ve Özellikle Tehlike Sorumluluğuna İlişkin Değerlendirmeler, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C.: 6 Sayı 2 Yıl 2015, s. 28-30

BAYGIN, Cem, Culpa in Contrahendo Sorumluluğu ve Amerikan Hukukundaki Uygulaması, AÜEHFD, C. IV, S. 1-2, 2000, s. 357

DEMİRCİOĞLU, H. Reyhan: Güven Esası Uyarınca Sözleşme Görüşmelerindeki Kusurlu Davranıştan Doğan Sorumluluk, Ankara 2009

 DEMİRCİOĞLU, H. Reyhan: Sorumluluk Hukukunun İkili Yapısının Aşılması Çabalarının Ürünleri Olarak Culpa in Contrahendo ve Güven Sorumlulukları, Sorumluluk ve Tazminat Hukuku Sempozyumu 2009, s. 220

DOĞAN, Vahit: Uluslararası Ticarette Ödeme Aracı Olarak Akreditif, Güncellenmiş 4. Baskı, Ankara 2016

DURAK, Yasemin: Güven Sorumluluğu ve Culpa in Contrahendo, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 25, Sa. 1, 2017, s. 264

DÜRGEN, Betül/YELMEN, Adem: Sözleşme statüsünün Uygulama Alanaı ve Uygulama Alanı Dışındaki Kalan Haller, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Özel Sayı Cilt: 1, Yıl: 2015, s. 471

EREN, Fikret: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. Baskı, Ankara 2017

ERGÜNE, M. Serkan: Culpa in Contrahendo Sorumluluğunda Olumlu Zararın Tazmini, Prof. Dr. Rona Serozan’a Armağan, Cilt: I, İstanbul, Eylül 2010, s. 909-926

ERGÜNE, M. Serkan: Olumsuz Zarar, İstanbul, 2008

GEZDER, Ümit: Culpa in Contrahendo Sorumluluğu, 1. Baskı, Beta, İstanbul, 2009

GÜRPINAR, Damla: Sözleşme Dışı Yanlış Tavsiyede Bulunma, Öğüt veya Bilgi Vermeden Doğan Hukuki Sorumluluk, İzmir 2006

GÜVENÇ, Özgür: Culpa in Contrahendo Sorumluluğu Bağlamında Sözleşme Görüşmelerinin Kesilmesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XVIII, Y. 2014, S 3-4, s. 398

HİRŞ, E. Ernst.: Pratik Hukukta Metod, Güncellenmiş 8. Bası, Ankara 2017

İNAN, Ali Naim, ADALET DERGİSİ: Sayı: 7, Ankara 1954 s. 878-887

İNAN, Ali Naim / YÜCEL Özge, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, Ekim 2014, Genişletilmiş 4. Baskı, s. 626

KILIÇOĞLU, M. Ahmet: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 21. Bası, Ankara, 2017

KÜÇÜKYALÇIN, Arzu: Karşılaştırmalı Hukukta Sözleşme Özgürlüğünün Sınırlandırılması, AÜHFD Yıl 2004, C. 53. Sa 4 s. 101

OĞUZMAN, Kemal/M. Turgut ÖZ: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, Gözden Geçirilmiş 16. Bası, İstanbul 2018

SEROZAN, Rona: Hukukta Yöntem (Methodology in Law),Basım yılı:2015,1.Baskı, s. 2437

SUNGURNEY, A. Kutlu: Yetkisiz Temsil Özellikle Culpa In Contrahendo (Sözleşmenin Görüşülmesinde Kusur) ve Olumsuz Zarar, 1. Basım, 1988

ŞİMŞEK, Ayşe Fırat: Genel İşlem Şartlarında Şeffaflık İlkesi, Doktora tezi, 2011

SÜZEK, Süzek: İş Hukuku Yenilenmiş 14. Baskı, İstanbul, 2017, s. 313

TARMAN, Z. Derya: Milletlerarası Özel Hukukta Culpa In Contrahendo Sorumluluğu, Prof. Dr. Rona Serozan’a Armağan, Cilt: II, İstanbul, Eylül 2010, s. 1655-1680

TURAN, Gökçen: Türk Hukukunda İzahnameden Doğan Hukuki Sorumluluğun Esasları, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XX, 2016, Sa 1, s. 208

YALMAN, Süleyman: Türk İsviçre Hukukunda Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumluluk, 1. Baskı, Ankara 2006

YILMAZ, Hamdi: Yargıtay Dergisi, Cilt II, Temmuz 1985, Sayı 3, s. 234-252, Sözleşme görüşmelerinde kusur, “Culpa in Contrahendo” ve Sorumluluğun Hukuksal Niteliğinden yeni görüşler

YÜREKLİ, Sabahattin: İş Hukukunda Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumluluk (Culpa in contrahendo) İÜHFM c. LXXII, S. 2 2014, s. 577

[1]  Kılıçoğlu,M.Ahmet Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 21. Bası Ankara 2017 s. 109

[2] Oğuzman,Kemal  /  Öz,M.Turgut Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, Gözden Geçirilmiş 16. Bası, İstanbul 2018, s. 23

[3] Küçükyalçın,Arzu, Karşılaştırmalı Hukukta Sözleşme Özgürlüğünün Sınırlandırılması, AÜHFD Yıl 2004, C. 53. Sa 4 s. 101

[4] Kılıçoğlu,s. 109

[5] Yargıtay Dergisi, Cilt II, Temmuz 1985, Sayı 3, Dr. Hamdi YILMAZ, Sözleşme görüşmelerinde kusur, ‘‘Culpa in Contrahendo’’ve Sorumluluğun Hukuksal Niteliğinden yeni görüşler s. 234

[6] Demircioğlu,Huriye Reyhan, Güven Esası Uyarınca Sözleşme Görüşmelerindeki Kusurlu Davranıştan Doğan Sorumluluk Ankara 2009, s. 41

[7] İnan,Ali Naim, Adalet Dergisi, Ankara, 1954, Culpa in contrahendo-Mukavele yapılırken işlenen kusurdan dolayı mesuliyetin hukuki sebeplerini izah eden nazariyeler üzerinde mukayeseli bir çalışma, s. 878

[8] Arsebük,Esat , Borçlar Hukuku I ve II. C., 3. Basım. 1950 s. 276 (Ali Naim İNAN, Adalet Dergisi, Ankara, 1954, Culpa in contrahendo-Mukavele yapılırken işlenen kusurdan dolayı mesuliyetin hukuki sebeplerini izah eden nazariyeler üzerinde mukayeseli bir çalışma, s. 878’den naklen)

[9] Eren,Fikret , Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. Baskı, Ankara 2017

[10] Demircioğlu , s. 43

[11] Kılıçoğlu,s.116

[12] Saymen, F. H. Borçlar Hukuku Umumi Hükümler, İstanbul 1958, s. 715; Başpınar, V. ;Vekilin(Avukatın, Hekimin, Mimarın, Bankanın)Özen Borcundan Doğan Sorumluluğu, Ankara 2004, s. 226 (Doç. Dr. Süleyman YALMAN, Türk İsviçre Hukukunda Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumluluk, Ankara 2006, s. 17’den naklen)

[13] İnan, A. N.; Culpa in Contrahendo, Mukavele Yapılırken işlenen Kusurdan Dolayı Mesuliyetin Hukuki Sebeplerini İzah Eden Nazariyeler Üzerine Mukayeseli Bir Çalışma, AD. 1954, s. 887; Ayan, M.; Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Konya 2002, s. 151-152 (Yrd. Doç. Dr. Süleyman YALMAN, Türk İsviçre Hukukunda Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumluluk, Ankara 2006, s 17’den naklen )

[14] Yılmaz, s.234 (Huriye Reyhan DEMİRCİOĞLU, Güven esası uyarınca Sözleşme görüşmelerindeki kusurlu davranıştan doğan sorumluluk Ankara 2009, s .41’den naklen)

[15] Demircioğlu, s. 37

[16] Yalman,Süleyman , Türk İsviçre Hukukunda Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumluluk, Ankara 2006, s. 210

[17] Demircioğlu, s. 39

[18] Kılıçoğlu,s. 116

[19] Honsell-Vogt-Wiegand, Art. 1, Nr. 81, 92 (Ahmet M. KILIÇOĞLU, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 21. Bası Ankara 2017 s. 119’dan naklen)

[20] Demircioğlu, s. 45

[21] Avrupa Topluluğu ülkeleri için hazırlanan Sözleşmeler Avrupa Kodu’nun (Code Europeen des Contrats, Avant Projet, Coordinatteur: Giuseppe Gandnolfi, Livre Premier, Milano 2004) 7. Paragrafında ”Bilgi verme yükümlülüğü (Informationpflicht) başlığı altında sözleşme görüşmeleri sırasında tarafların birbirlerine sözleşmenin geçerliliği ve diğerinin yararlarını etkileyecek bütün maddi ve hukuksal konulara ilişkin açık bilgi verme yükümlülüğü hükme bağlanmıştır. Maddenin II. fıkrasında ise yanlış veya eksik bilgi verme nedeniyle bilgi verme yükümlülüğünün ihlal edilmesi halinde, sözleşme hükümsüz veya yürürlüğe girmemişse, sadakat yükümlülüğünün ihlali nedeniyle diğerine karşı 6. paragrafın 4. Bendi gereğince sorumlu tutulur. Sözleşme yürürlüğe girmişse, diğerinin yanılma nedeniyle sözleşmeyi hükümsüz sayması ve verdiklerini geri isteme hakkı yanında, mahkemece uygun bir miktarda tazminat talep etme hakkı vardır. (Ahmet M. KILIÇOĞLU Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 21. Bası Ankara 2017 s. 119’dan naklen)

[22] Yine Avrupa Topluluğu, Sözleşmeler Avrupa Kodu’nun 8. paragrafında ‘Sır saklama Yükümlülüğü (Verschweigenheitspflicht)’ başlığı altında şu hükümlere yer verilmiştir. ”Taraflar sözleşme görüşmeleri sırasında elde ettikleri gizli kalması gereken bilgileri kullanırken ihtiyatlı olmak zorundadırlar. Bu yükümlülüğü ihlal eden taraf diğerinin bu yüzden doğan zararını tazmin etmekle yükümlüdür ayrıca gizli kalması gereken bilgilerden haksız bir kazanç elde etmişse, elde ettiği kazanç oranında gidermekle yükümlüdür. ” (Ahmet M. KILIÇOĞLU, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 21. Bası Ankara 2017 s. 120 dan naklen)

[23] Sözleşme Dışı Sorumluluk Hukuku ve Özellikle Tehlike Sorumluluğuna İlişkin Değerlendirmeler, Başak BAŞOĞLU, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C.:6 Sayı 2 Yıl 2015, s. 30

[24] Rudolf von Jhering, Culpa in contrahendo oder Schadensersatz bei nichtigen oder nicht zur Perfection gelangten Vertragen, Jahrbücher für die Dogmatik des heutigen römischen und deutschen  Rechts (Jhering-Jahrbücher), 4. Bd. (1861) s. 1-112, Neudruck mit einem Nachwort von Eike Schmidt, Berlin, Zürich 1969, s. 7. vd. ( Mehmet Serkan ERGÜNE, Culpa in Contrahendo Sorumluluğunda Olumlu Zararın Tazmini, Prof. Dr. Rona Serozan’a Armağan, C. I, Oniki levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, Eylül 2010, sayfa 909’dan Naklen)

[25]Sungurbey, Ayfer Kutlu, Yetkisiz Temsil Özellikle Culpa In Contrahendo-Sözleşmenin Görüşülmesinde Kusur ve Olumsuz Zarar, Yasa Yayınları, 1988, s. 99

[26] Yalman, s. 15

[27] Ergüne,Mehmet , Culpa in Contrahendo Sorumluluğunda Olumlu Zararın Tazmini, Prof. Dr. Rona Serozan’a Armağan, C. I, Oniki levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, Eylül 2010, s. 911

[28] Jhering, 29-30 (Huriye Reyhan DEMİRCİOĞLU, Güven Esası Uyarınca Sözleşme Görüşmelerindeki Kusurlu Davranıştan Doğan Sorumluluk Ankara 2009, s. 79’dan naklen)

[29] Jhering, 29-30 (Huriye Reyhan DEMİRCİOĞLU, Güven Esası Uyarınca Sözleşme Görüşmelerindeki Kusurlu Davranıştan Doğan Sorumluluk Ankara 2009, s. 63’den naklen)

[30] Gonzenbach, s. 6-7 (Yrd. Doç. Dr. Süleyman YALMAN, Türk İsviçre Hukukunda Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumluluk, Ankara 2006, s. 38’den naklen)

[31] Oğuzman/Öz s. 37

[32] Yalman, s. 38

[33] Culpa in contrahendo sorumluluğu, Doktora Tezi, Huriye Reyhan DEMiRCİOGLU, Ankara 2007 Sayfa 2

[34] Benzer kavramlarla ilgili  karşılaştırma  için bkz. Huriye Reyhan DEMİRCİOĞLU, Güven Esası Uyarınca Sözleşme Görüşmelerindeki Kusurlu Davranıştan Doğan Sorumluluk Ankara 2009, s. 44-53

[35]  Yalman, s. 25

[36] Kılıçoğlu,s. 123

[37] Kılıçoğlu,s. 123

[38] Yasemin DURAK, Güven Sorumluluğu ve culpa in Contrahendo, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 25, Sa. 1, 2017, s. 264

[39] Kılıçoğlu,s. 124

[40] Gezder, Ümit: Culpa in Contrahendo Sorumluluğu, 1. Baskı, Beta, İstanbul, 2009

[41] Mehmet Serkan ERGÜNE, Culpa in Contrahendo Sorumluluğunda Olumlu Zararın Tazmini, Prof. Dr. Rona Serozan’a Armağan, C. I, Oniki levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, Eylül 2010, s. 911-912

[42] BGE 134 III 390 E. 4. 3. 2;104 II 94 E. 3a; 101 II 266 E. 4 c (Ahmet M. KILIÇOĞLU, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 21. Bası Ankara 2017 s. 125’den naklen)

[43] Musielak, Hans Joachim, Grundkurs BGB, 7. Aufl., München 2002, no:478; Kaiser, s. 141 vd. Bucher, s. 253; Kramer, Ernst A., Berner Kommentar, Bd. VI, Obligationenrecht, 1. Abteilung: Allgemeine Bestimmungen, Lieferung 1: Allgemeine Einleitung, Bern 1980, no: 134 (GÜRPINAR, Damla, Sözleşme Dışı Yanlış Tavsiyede Bulunma, Öğüt veya Bilgi Vermeden Doğan Hukuki Sorumluluk, İzmir 2006, s. 143’den  naklen)

[44] BGE 68 II 303 (Yargıtay Dergisi, Cilt II, Temmuz 1985, Sayı 3, Dr. Hamdi YILMAZ, Sözleşme görüşmelerinde kusur, ‘‘Culpa in Contrahendo’’ ve Sorumluluğun Hukuksal Niteliğinden yeni görüşler 234-252’den naklen)

[45] Betül DÜRGEN, Adem YELMEN, Sözleşme statüsünün Uygulama Alanı ve Uygulama Alanı Dışındaki Kalan Haller, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Özel Sayı Cilt: 1, Yıl: 2015, s. 471

[46] Yargıtay Dergisi, Cilt II, Temmuz 1985, Sayı 3, Dr. Hamdi YILMAZ, Sözleşme görüşmelerinde kusur, ‘‘Culpa in Contrahendo’’ ve Sorumluluğun Hukuksal Niteliğinden yeni görüşler 244

[47] Adıgüzel,Sibel , Sözleşme Görüşmelerinde Kusurlu Davranıştan Doğan Sorumluluk, TAAD, Yıl:3 Sayı:9 (20.04.2012) s. 281

[48] Ayrıntılı bilgi için Bkz. Demircioğlu, s. 68

[49] Ayrıntılı bilgi için Bkz. Demircioğlu, s. 70

[50] Ayrıntılı bilgi için Bkz. Demircioğlu, s. 71

[51] Kararlar için bkz. RG 78, 239 (Linoleumrolle); BGHZ 66, 51 (Gemüseblatt) Market sahibinin yerlerdeki salata yapraklarını temizlememesi sonucu markete ayak basan potansiyel müşterinin kayıp sakatlanmasına ve tezgahtarın ağır muşamba topunu muşambayı henüz satın almamış müşterinin  üstüne düşürüp sakatlanmasına yol açması sözleşmesel sorumluluğun devreye girmesi için yeterli görülmüştür. (Zeynep Derya TARMAN, Milletlerarası Özel Hukukta Culpa In Contrahendo Sorumluluğu, Prof. Dr. Rona SEROZAN’a Armağan, Cilt:II, İstanbul, Eylül 2010, s: 1658 den naklen)

[52] Tarman,Zeynep Derya , Milletlerarası Özel Hukukta Culpa In Contrahendo Sorumluluğu, Prof. Dr. Rona SEROZAN’a Armağan, Cilt:II, İstanbul, Eylül 2010, s: 1659

[53] Başoğlu,Başak, Sözleşme Dışı Kusursuz Sorumluluk Hukuku ve özellikle Tehlike Sorumluluğuna ilişkin Değerlendirmeler, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 6, Sayı 2, Yıl: 2015, s. 28

[54] Yargıtay Dergisi, Cilt II, Temmuz 1985, Sayı 3, Dr. Hamdi YILMAZ, Sözleşme Görüşmelerinde Kusur, ‘‘Culpa in Contrahendo’’ ve Sorumluluğun Hukuksal Niteliğinden yeni görüşler s. 237

[55] Serozan,Rona , Hukukta Yöntem(Methodology in Law), s. 2437

[56] Yalman, s. 45

[57] Bkz. Yarg. 4. HD., 23.05.2005, 2004/10082

[58] Bkz. Yarg. HGK.,  01.12.2010, 2010/13-593

[59] Yarg. 19. HD., 28.04.2005, 2005/1932

[60] Kılıçoğlu,s. 122

[61] Kılıçoğlu,s. 123

[62] Yalman, s. 14

[63] Yarg. 19. HD.,  30.11.2004, 2004/4912

[64]  Yarg. 11. HD., 06.07.2000, 2000/5461

[65] Yarg. 19. HD., 30.11.2004, 2004/4912

[66] Yarg. HGK., 07.02.2001, 2001/13-1729

[67] GONZENBACH,S.138 (Huriye Reyhan DEMİRCİOĞLU, Güven esası uyarınca Sözleşme görüşmelerindeki kusurlu davranıştan doğan sorumluluk Ankara 2009, s.254’den naklen)

[68] Bkz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 15.09.1997 tarihli ve 1997/8864 sayılı kararı

[69] Yarg. 19. HD., 28.04.2005, 2005/1932

[70]  Yalman, s. 37

[71] Gürpınar, Damla, Sözleşme Dışı Yanlış Tavsiyede Bulunma, Öğüt veya Bilgi Vermeden Doğan Hukuki Sorumluluk, İzmir 2006, s. 142-143

[72] Cem BAYGIN, Culpa in Contrahendo Sorumluluğu ve Amerikan Hukukundaki Uygulaması, AÜEHFD, C. IV, S.1-2, 2000 s. 357

[73]  Cem BAYGIN, Culpa in Contrahendo Sorumluluğu ve Amerikan Hukukundaki Uygulaması, AÜEHFD, C. IV, S.1-2, 2000, s. 357

[74] Kılıçoğlu,s. 123

[75] Kılıçoğlu,s. 123

[76] Güvenç,Özgür , Culpa in Contrahendo Sorumluluğu Bağlamında Sözleşme Görüşmelerinin Kesilmesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi dergisi, C. XVIII, Y. 2014, Sa 3-4 s. 398

[77] Arıkan,Mustafa, Culpa in Contrahendo sorumluluğu, Selçuk üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 17, Sayı 1, Yıl 2009, s. 87

[78] Yalman, s. 47

[79] Doğan,Vahit , Uluslararası Ticarette Ödeme Aracı Olarak Akreditif, Güncellenmiş 4. Baskı, Ankara 2016, s. 80

[80] Aynı görüşte İnceoğlu, s. 132 (Yazar, Alman Hukukunda da izahname sorumluluğunun culpa in contrahendo sorumluluğunun geliştirilmiş hali olduğunun kabul edildiğini belirtmektedir, bkz. dn. 211): KOCA, s. 26 (Gökçen TURAN, Türk Hukukunda İzahnameden Doğan Hukuki Sorumluluğun Esasları, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XX, 2016, Sa 1 s. 208’den  naklen)

[81] BGE 90 II 453 ”Davacı, yeni aldığı kamyonu sigorta ettirmek istemektedir. Sigorta poliçesi düzenlenirken, yanlışlıkla eski kamyonu bildirir. Davalı sigortacı bu yanlışlığı fark edebilecek durumdadır. Sigorta ettiren yeni kamyonda meydana gelen bir zararın giderilmesini ister. Federal mahkeme, sözleşmenin yeni kamyonla ilgili kurulamayacağını; ancak karşı tarafın düştüğü bir yanılgıyı anlayacak durumda olan sigortacıyı bunu düzeltmediği için, sözleşme görüşmelerinde kusura göre sorumlu tutmuştur” Frick, s. 43; Ayan, M; Medeni Hukuka Giriş, Konya 2005, s. 164;3. HD. 15.09.1997, E. 6603, K. 8864 (YKD. 5.12.1997, s.1856) (Yrd. Doç. Dr. Süleyman YALMAN, Türk İsviçre Hukukunda Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumluluk, Ankara 2006, s. 47’den naklen)

[82] Kreienbaum, s. 289 (Ayşe Fırat ŞİMŞEK, Genel İşlem Şartlarında Şeffaflık İlkesi, Doktora tezi, 2011, s. 124’den naklen)

[83]  Bkz. Yarg. 19. HD., 30.11.2004, 2004/4912)

[84]  Bkz. Yarg. HGK., 01.12.2010, 2010/13-593 E, 2010/623 K

[85] Kılıçoğlu,s. 122

[86] Yargıtay HGK 2010/9-39 E.2010/71 K. sayılı içtihadında güven ilişkisi ve TMK 2. madde ayrıntılı incelenmiş bulunmaktadır; (. . . Hukukun evrensel ve genel ilkelerinden olan “dürüstlük ilkesi, Türk Medeni Kanunu m. 2’’, bazı alt ilkelerin doğmasına sebep olmuştur. Bu ilkelerden birisi “ahde vefa ilkesi”, bir diğeri de “güven ilkesi”dir. . . )

[87] Kılıçoğlu,s. 122

[88] Bkz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 13.11.1995 E. 1995/9375 K. 1995/9860 sayılı kararı

[89] Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.02.2013 tarihli ve  2012/13-1220 E. 2013/239 K sayılı kararı

[90] Yarg. HGK., 07.02.20012000-13-1729

[91] Bkz. Yarg. HGK., 12.03.1997, 1996/13-850

[92] Kılıçoğlu,s. 118

[93] Yarg. 19. HD., 01.12.2005, 2005/2865

[94] Yarg. 13. HD.,  21.05.1992, 1992/2492

[95] Kılıçoğlu,s. 121

[96] Kılıçoğlu,s. 121

[97] Yalman, s. 44

[98] Güvenç,Özgür , Culpa in Contrahendo Sorumluluğu Bağlamında Sözleşme Görüşmelerinin Kesilmesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi dergisi, C. XVIII, Y. 2014, Sa 3-4 s. 363

[99] Ergüne,Mehmet Serkan, Culpa in Contrahendo Sorumluluğunda Olumlu Zararın Tazmini, Prof. Dr. Rona Serozan’a Armağan, C. I, Oniki levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, Eylül 2010, s. 912

[100] Yürekli,Sabahattin , İş Hukukunda Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumluluk (Culpa in contrahendo) İÜHFM c. LXXII, S.2 2014, s. 577

[101] Fark teorisi hakkında bkz. Mehmet Serkan Ergüne, Olumsuz Zarar, İstanbul 2008, s. 14 vd.

[102]Ergüne, s. 913

[103] Süzek,Sarper , İş Hukuku Yenilenmiş 14. Baskı, İstanbul, 2017, s. 313

[104] Süzek, s. 313

[105]  Ergüne, s. 913-914

[106] Yalman, s. 46)

[107] Demircioğlu, s.265

[108] Demircioğlu, s. 268

[109] Ergüne, sayfa 914

[110] Demircioğlu, s. 269

[111] Ergüne, sayfa 915

[112] Ali Naim İNAN/Özge YÜCEL, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, Ekim 2014, Genişletilmiş 4. Baskı, s. 626

[113]  Demircioğlu, s.261

[114] Ergüne, s. 921-923

[115] Ergüne, sayfa 923

[116] Kılıçoğlu,s. 118, Yargıtay HGK. 12.02.2013, E. 2012/13-1220, K. 2013/239

Leave a Reply

*